KMHABER
Akdeniz Bölgesinin Haber Sitesi

  • DOLAR
    6,8156
    %0,64
  • EURO
    7,5021
    %0,57
  • ALTIN
    377,72
    %1,50
  • BIST
    8,3553
    %0,58
1000 Liraya Gazeteci Olmak!

1000 Liraya Gazeteci Olmak!

Biz yerel basın olarak kurumsallaşmanın çok gerisinde bodoslama işlerimizi yürütmüşüz!
Bodoslama cemityetler kurmuşuz. Doğrudur adımız “yerel” çünkü.
“Yerel basın” cümlesinin insanın zihninde global bir etki yaratmasını bekleyemem. Ama olması gereken şey olduğunuda söyleyemem.
Yerel Basın olarak Toplumun kanayan yarası olan konuları dile getirip veya topluma daha etkin güzel şeyler yaymak yerine, kendimde dahil bir kurumun basın bültencisi olmaktan başka ileri gittiğimiz görülmemiştir. Tabi kurumlarında haberlerini yayınlayacağız ama bunu belirli çerçevelerde sunup ayrıca gazetecilik mesleğinin görevi olan kurumlar ve vatandaş arasında köprü olma görevimizide yerine getirmemiz gerekmekte. Sadece kurumların yaptığını değil, yapmadıklarını, yapamadıklarını ve vatandaşın isteklerinide göz önünde bulundurup korkmadan düzgün bir üslüp ile şantajdan uzak onurlu bir şekilde mesleğimizi icra etmeliyiz.
Etmeli miyiz?
Edersek açmı kalırız. Kurumları karşımıza mı alırız. Korkuyor muyuz yoksa?
Bencede korkun, kurumlar hakkında yaptığımız haberlerin yüzde 80’ninde hep bir şantaj ve aşağılama politikası yürütüyoruz. Bazende bakıyorum bal döküp yalıyoruz. Ortasını bulamamışız.
Kendi mesleğimize leke sürdürmüşüz. Eline her fotoğraf makinası alanı sen kimsin diyeceğimize gel kardeş sende bizdensin deyip, eline kalem aldın mı hiç diye sormamışız. Bir fotoğraf makinası’nın ikinci el fiyatı  ve bir ortalama haber portalı 1000 lira. Bin liraya  gazeteci olunur mu? Olmuşlar. Siyahı pembe olduğuna inandırmışlar.
Nerde eğitim aldın, Nerde piştin, nerde yaptın, nerde yazdın, nasıl fotoğraf çekiyorsun diye sormadan mesleğe kendi elimizle davet edip, kendi elimizle mesleğin onurunu ayaklar altına aldık. Demedik ki açma kardeş önce kendini bir yetiştir. Kimsin necisin niye sormadık, dedim ya bodoslama basın cemiyetleri kurmuşuz.İsimde var, icraatte yok. Üye sayımız diğerlerinden fazla olsun gibi ucuz çıkarlar peşine koşmuşuz.
Yerel Basıncılarımızın en büyük hatası ise; toplumu bilgilendiren haberler yapmak yerine, hiç haber yapmayıp, kendi meslektaşlarına karşı dedikodu, yalan, iftira atarak sanki onlara attığı bu çamurun kendine bir getirisi varmış gibi hareket etmesi bu onurlu mesleğin ne kadar ayaklar altına indiğini göstermektedir.
Bunun birinci sebebi kendi mesleği hakkında herangi öğrenme arzusu olmaması, kendi mesleğini belediyelerden aldığı iki üç kuruş reklam parası almak olduğunun düşüncesi içinde olması ve vatandaşın bir kere dahi ayağına gitmemesi. Gazetecilik illa ki okulla öğrenilir demiyorum ama bir deklanşöre basmakla yada konu mankeni gibi sadece mikrofon tutmaklada olunmuyor.
En porfesyonelimizin dediği tek kelime “Efendim Mikrofonumuza, ses kayıt cihazımıza konu hakkında bir kaç açıklama yaparmısınız.” Konuyu kürsüde açıklayan şahıs içinden diyor mudur acaba “Lan zaten konuyu kürsüde açıkladım bu aptalca soru ne şimdi. Neyin tekrarını yapıyoruz.” Dinlediğin konu hakkında sormak istediğin yerleri sor kardeşim. Adama tümden konuyu geri niye anlattırıyorsun arkadaş böyle bir mantık olabilir mi?
Yakın zamanda Şehrimizde bir komisyon kuruldu. Bir çok basın çalışanının bu komisyonda hakkı yenildi. Hayatında eline kalem,kamera almamış emekli dedesinin, nenenisin veya babasının üzerine açmış işyerini, kendisinin sigortası bile yok, adları ve sanları yok, bazıları aşırı yalaka, bazıları bilmen kimin yeğeni ayağına iş yürütüyor. Ama bu işe emek vermiş onlarca fikri olan ve tek geçim kaynağı gazetecilik olan ben dahil bir çok insanın hakkı gaspeilmiş.
Sebep ne komisyon kurulunun gazetecilik meseleğini yapanlar yerine, kendine yakın olan şahısları ön plana çıkartması. Kamu kurum ve kuruluşundan olan kişilere kızmıyorum. Çünkü adamlar diyor ki; “Anlaşmayı kendi basın cemiyetleriniz imzaladı, getirdi önümüze koydu” diyor. Haklı adamlar ama adaletsizliğinde önene geçemedikleri ortada.
Gelelim Hayrettin Başkan’a : kendi arasında bu denli çarpık, birbirinin kuyusunu eşen, dedikodu yapan, bazılarının şantajla iş yürüttüğü adamlar yüzünden reklam vermemesi, haberlerine çağırmaması bizim suçumuz mu? Yoksa Hayrettin Başkan’ın mı?
Bence haklı adam, biz suçluyuz kendi aramızda çürük yumurta seçmemiz gerekirken, çürük yumurtaları kuluçkaya koyup, gerçek basın çalışanlarını çöp kutusuna attık. Şimdi sizede yok, bizede, bu saatten sonrada nah düzeleriz.
COVİD-19 ‘dan Değilde, Yerel Basıncı Olmaktan Öleceğiz.

Ama ben son demime kadar savaşacağım.

Osman Tuğrul TUĞ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM